Mia Moore’un bakışları doluydu, içinde biriktirdiği kızgınlık ateşiyle yanıyordu. O anı bekliyordu; intikam gibi sert, acımasız ve doyurucu bir sikişin tam ortasında olmak istiyordu. Odaya girdiğinde havası değişti, sessizliği yırtan nefesiyle birlikte gerilim yükseldi. İlk hareketi sakso yaptı; dudağının kıvrımıyla yarak başını kavrayıp ağzına aldıktan sonra yavaşça içine çekti, sertleşen amcığını diliyle oyaladı. Mia’nın dudakları arasında gezinen o sıcaklık sinirlerini germişti, içindeki fahişe uyanmaya başlamıştı.
Yarak iyice kabarıp sıcaktı, elini beline doladı, hızını artırdı. Kadının gözlerine baktığında orada sadece intikam ve arzu vardı. İnatla dayandı üzerine; sertçe tutup kıçını kaldırdı, amcığını en derinine kadar soktu boşluğuna. İçeriye girerken çıkardığı sesler odanın duvarlarında yankılanıyordu; “Sıkı tut beni…” diye homurdandı Mia, nefes nefese kalmıştı ama boyun eğmeye hiç niyeti yoktu. Sikiş hızlandı, göğsüne vuran yumruklar gibi ritmik ve acımasızdı her hamlesi.
Amcığı onun ısırdığı boğazından aşağı inerken bir an durdu; gözlerinin içine bakıp “Seninle hesaplaşacağım” dedi alçakça bir gülümsemeyle. Sonra parmaklarını kızın amcığıyla oynarcasına aşağı doğru kaydırdı, yine dışarı çıktı sertçe. Yarağa hükmeden o güçlü el titremedi bile. Döndü ardından saksoya geri döndü Mia’nın karnına bastırarak; diliyle yarak ucunu yalayıp emdiği sıralarda sesleri daha da yükseldi.
Sonunda dayanılmaz oldu; tüm gücünü koyup ardına kadar sürdü amcığını kızın içinde. Kıçını yumruklayarak onu inletirken kendi dizlerinin üstüne çöktü ve tekmelerle ritmi bozmadı. İçinde kopan fırtına sel gibi akıyor, ikisinin haykırışları tek bir melodi gibiydi artık. Amaç sadece tatmin değil şimdi… Öfkeyle köklediğini hissettikçe Mia’nın vücudu gevşiyor, yer yer kıvranıyor ama teslim olmuyor, aksine karşılık veriyordu.
Çılgınca süren bu sapık oyunun sonunda amcığı kasılmaya başladı, beyninin bağrında patlayan son orgazm dalgasıyla birlikte en sert köklemesini yaptı kızı içine boşaltırken. O an hiçbir şey kalmamıştı geriye; ne öfke ne pişmanlık… Sadece kavurucu kırmızı şehvetin hararetli külleri yerde yayılmıştı şimdi ve ikisi de birbirine sapasağlam bağlanmıştı sevdanın değil ama kanlı intikamın!

